"Project Hail Mary" — Ryan Gosling'in Cazibesiyle Ayakta Kalan Bir Uzay Kumarı
Andy Weir'in çok satan romanından uyarlanan bu son çare uzay macerası, ciddi olmakla çocuksu bir muzırlık arasında salınıyor; ama Gosling'in doğal karizması gemiyi limana getiriyor.

Andy Weir'in çok satan bilimkurgu romanından uyarlanan Project Hail Mary, Güneş'i söndüren uzaylı mikropları durdurmak için Dünya'nın son umudu olarak uzaya fırlatılan bir görevi anlatıyor. Amerikan futbolundan "Hail Mary" pasına atıfla adlandırılan bu misyon; adı üstünde, hesabı tutmayan ama başka çare olmayan bir kumar. Yönetmenliği The Lego Movie'nin ve Spider-Man: Into the Spider-Verse'ün ekibi Phil Lord ve Chris Miller üstlenince, filmin tonundaki oynak, muzır çocuksuluk pek de sürpriz olmuyor.
Ryan Gosling, moleküler biyolog Dr. Ryland Grace rolünde adeta yerleşik bir konforla oynuyor: bakımsız uzun saçlar, dağınık sakal ve neden orada olduğuna dair sıfır hafıza ile indüklenmiş komadan uyanır. Geminin geri kalan mürettebatı ölmüştür; onun görevi hem oraya nasıl geldiğini çözmek hem de insanlığı kurtarmaktır. Gosling'in ekrandaki o eforsuz büyüsü, filmin bazı yavaş anlarını ve zaman zaman rahatsız edici derecede hafifleşen tonunu tolere edilebilir kılıyor.
Filmin gerçek kalbi, Grace'in taştan bedenli, örümceğe benzer bir uzaylıyla — ki mürettebat notlarında adı "Rocky" olarak geçer — kurduğu tuhaf dostlukta atıyor. Grace'in yazılımı Rocky'nin iletişimini Hulk gramerine çevirdiğinde ("Rocky tamir eder", "Rocky yardım eder") film hem E.T. nostaljisi hem de The Martian'ın neşeli mühendislik pornosu arasında salınmaya başlıyor. Sandra Hüller'in soğuk kanlı Alman teknokrat Eva Stratt olarak alevlerin arasına dalıp çıktığı flashback'ler ise senaryoya arada bir ağırlık kazandırmaya çalışıyor.
Ne var ki bu geri dönüşlerin dramatik işlevi hep muğlak kalıyor. Grace bir şeyleri hatırlıyor mu, yoksa yönetmenler sadece kadrajı değiştirmek için mi bu sekanslara başvuruyor belli değil. Nolan'ın Interstellar'ındaki o sarsılmış hayranlığı ya da Spaihts'ın Passengers'ının romantik izolasyonunu aramayın; Project Hail Mary bilinçli olarak daha hafif, daha oyuncaklı bir yerde duruyor. Bu tercih zaman zaman zekice, zaman zaman ise "çocuk kanalı finali" hissi veriyor.
Sonuç: Weir'in The Martian'daki neşeli, esprili tonuna aşinaysanız kendinizi tanıdık sularda hissedeceksiniz. Project Hail Mary, sinemasal olarak bir devrim değil; ama Gosling'in tuttuğu bu Hail Mary pası, umulmadık şekilde eldivende kalıyor.