Sine-Meta

"Jackass: Best and Last" — Acının ve Kahkahanın Grotesk Vedası

Johnny Knoxville ve ekibi, acının ve kahkahanın sınırlarını zorlayan bu son veda ile sinema tarihinin en iğrenç ama en samimi dostluk hikayelerinden birine imza atıyor.

4/5Orijinal ad: Jackass: Best and Last
"Jackass: Best and Last" — Acının ve Kahkahanın Grotesk Vedası

Kusmuk, kan, idrar ve bitmek bilmeyen kemik kırılma sesleri... Sinema tarihinin en "kakofonik" ve aykırı topluluklarından biri olan ekip, Jackass Forever (Jackass: Best and Last) ile bizlere sadece bir veda değil, aynı zamanda yaşlanmanın ve dostluğun en grotesk halini sunuyor. Yirmi yılı aşkın bir süredir fiziksel sınırları ve toplumsal nezaket kurallarını zorlayan bu ekip, beyazperdedeki son danslarında izleyiciyi yine o meşhur "bakmaya cesaret edememe ama gözünü de ayıramama" ikilemiyle baş başa bırakıyor.

Yönetmen Jeff Tremaine, bu son derlemede nostalji ile safi anarşiyi ustalıkla harmanlıyor. Film, sadece geçmişteki çılgın anların bir güzellemesi değil; aksine, ellili yaşlarına gelmiş adamların hala 15 yaşındaki birer ergen gibi birbirlerine şakalar yapmasının hüzünlü ama bir o kadar da hayata bağlı tarafını gösteriyor. Johnny Knoxville'in ağarmış saçları ve Steve-O'nun artık yorgun düşmüş bedeni, yapılan eylemlerin ağırlığını (ve saçmalığını) daha da artırıyor. Sinematografik açıdan bakıldığında, yüksek çözünürlüklü kameraların bu denli "çirkin" detayları (yakın çekim arı sokmaları veya mide bulandırıcı sıvılar) bu kadar net kaydetmesi, filmin gerçeküstücülüğünü pekiştiriyor.

Oyunculuktan bahsetmek Jackass evreninde biraz absürt kaçabilir ama burada sergilenen şey "adrenalin oyunculuğu". Ekibin yeni üyeleri ile eski tüfekler arasındaki kimya şaşırtıcı derecede taze. Knoxville'in liderlik vasfı ve korkusuzluğu, tayfanın geri kalanını da hizada tutuyor. Ancak bu filmde fark edilen en büyük detay, ekibin birbirine olan derin sevgisi. Birbirlerinin canını bu kadar yakan insanların, aynı zamanda birbirlerinin en büyük destekçisi olması, Jackass'i sadece bir "şaka programı" olmaktan çıkarıp bir tür kabile ritüeline dönüştürüyor.

Filmin en güçlü yanı, izleyicisini dürüst bir katharsise sürüklemesi. Dünyanın bu kadar ciddiye alındığı, politik doğruluğun her köşe başında nöbet tuttuğu bir dönemde, Jackass ekibi orta parmağını havaya kaldırıp "Hala buradayız ve hala çok saçmayız" diyor. Zayıf yanı ise kuşkusuz, bu tür mizahın herkese hitap etmemesi. Midesi hassas olanlar veya sinemayı sadece entelektüel bir derinlik aracı olarak görenler için bu yapım bir kabustan farksız olabilir.

Sonuç olarak bu veda, şanına yaraşır bir şekilde gürültülü ve kirli. Jackass ekibi, acının ve kahkahanın kardeş olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Perdeden çekilirken bize bıraktıkları miras; bir miktar morluk, birkaç eksik diş ve her şeye rağmen gülebilmenin o paha biçilemez hafifliği. Onları özleyeceğiz ama muhtemelen hastane faturalarını ve sakatlıklarını değil, o bitmek bilmeyen çocuksu enerjilerini.

Paylaş