David Byrne okurların sorularını yanıtlıyor: Ramones'un deri ceketleri, Lou Reed'in dondurma kaşığı ve Talking Heads günleri
David Byrne, American Utopia turne filminin çıkışı vesilesiyle Guardian okurlarının sorularını yanıtladı: 1977'de Ramones ile Birleşik Krallık turnesinden Brian Eno ile stüdyodaki çalışma tarzına, Lou Reed'in şaşırtıcı tavsiyesinden İskoç mizahının kendisine kattıklarına.

David Byrne, American Utopia turne filminin sinemalarda gösterime girmesi vesilesiyle Guardian okurlarının sorularını yanıtlayarak kariyerinin en unutulmaz dönemeçlerinden sıra dışı anılarını paylaştı. Byrne, punk patlamasının tam ortasında, Mayıs 1977'de Liverpool'daki Eric's Club'da başlayıp Ramones ile birlikte çıktıkları Birleşik Krallık turnesini hatırladı: "O turne bir bakıma harikaydı; birkaç tekli dışında seyirci ikimizi de daha önce görmemişti. Hem bize hem Ramones'a karşı büyük bir merak ve açıklık vardı. Roundhouse'daki bir konserde biri gruplara tükürüyordu; Ramones da haklı olarak bunu bir 'saygı' göstergesi saymadı. Bizden bile çok tükürüğe maruz kaldılar ama en azından deri ceketleri vardı. Bizim yoktu."
Stop Making Sense turnesinden bu yana konserlerini tipik bir rock gösterisinin fiziksel kısıtlarından kurtarmaya çalışan Byrne, bu yaklaşımın kaynağını da anlattı. Gitarını kablosuz kullanabileceğini fark ettiğinde, St. Vincent ile çıktığı ve üflemeli çalgılar bölümünün Rio'nun samba okullarını ve Amerikan futbolundaki "davul takımı" geleneğini çağrıştırdığı turneden ilham almıştı. Perküsyoncusu Mauro Refosco'ya, bir davul setini tek tek bileşenlerine ayırarak çalmak için kaç kişinin gerekeceğini sordu; yanıt altı olunca Byrne, "Sanırım buna bütçemiz yeter," diye düşündü. Ardından bir Macar şirketinin geliştirdiği, kendi güç kaynağına sahip MIDI klavyeyi keşfedince grup tamamen özgürleşti: "Her şeyin kablolarla bir yere bağlandığı düzene bir daha asla dönemem."
Konserlerinde John Cameron Mitchell'ın "Sevgi ve nezaket, şu anda yapabileceğiniz en punk şeyler" sözünü sık sık tekrarlayan Byrne, kendisini mutlu eden şeyin de bu tutum olduğunu söyledi. True Stories'den bu yana neden başka film çekmediği sorulduğunda, kendisine de dürüstçe baktığı bir yanıt verdi: Senaryo ve araştırmayı kendi parasıyla finanse etmişti ama bir sonraki filmin parasını kim koyarsa o da söz sahibi olmak istiyordu. "Bu bazen işe yarayabilir, bazen de sizi yolunuzdan saptırır. Sonunda, 'Bir albüm yapıp bir gösteri sahneleyebilirim,' dedim ve müziğe döndüm. Yine de bir gün dijital kameralarla çekip bilgisayarda kurgulayacağım yeni bir film yapmayı umuyorum."
İskoç anne babanın çocuğu olarak İskoçya'da doğan, ardından önce Kanada'ya, sonra ABD'ye taşınan Byrne, bu geçmişin kendisine Amerikan kültürünü dışarıdan gözlemleme becerisi kazandırdığını söyledi; İskoç mizahının hem çok karanlık hem de çok kendine özgü olduğunu vurguladı. Brian Eno ile çalışmasını sıcak bir dostluk olarak anlattı: "Bir prodüktör olarak çenesini kaşıyıp 'Emin değilim,' demek yerine, 'Bu inanılmaz bir şeyin başlangıcı olabilir, bu yönden gidelim,' diyen bir destekçi gibiydi." Fun Boy Three'nin Waiting albümünde ve Our Lips Are Sealed işbirliğinde kendisinin de aynı "cesaretlendirici" rolü üstlendiğini kabul etti. Röportajın belki de en keyifli anısı CBGB günlerinden: Lou Reed bir keresinde onları evine davet etmiş, gözlerinin önünde yaklaşık bir litre dondurmayı bitirmiş, ardından gitarı eline alıp "Tentative Decisions"ı çalarak şarkıyı Velvet Underground temposuna yavaşlatmalarını önermişti. Byrne, o dönemdeki koyu renk tüylü kollarıyla görünüşünü de hatırlıyor: "Kollarım bir maymununki gibi kapkara ve kıllıydı. Lou, 'Sahnede asla kısa kollu giyme,' dedi."